Eksik bir şey mi var hayatımda ? Gökyüzü bazen ciğerime doluyor..
Söyledikçe dökmez içindeki sözleri.. Sözcükleri içindeki söylemediklerinde gizli..Ne geçmiş, ne gün, ne gelecek sevinci taşır yüreğinde.. Yalnızca anın mutsuzluklarından oluşan küçük siyah noktacıklar belirir kalbinde.. Güneş ışığının gölgesine kaçar, yalnızlığını ağaçlara fısıldar.. Mutsuz bir çocuktu ve umutsuz bir ihtiyar olarak ölmek ne uzak geliyordu zamanın derinliğinden ötürü..Belli ki ihtiyarlamadan gelecekti ölüm. Zaman zımparalnmış ruhunu nasırlaştırıcak ve gün gelince hissizleştirecekti.. Lakin kalbinin derinliklerindeki sızı tazeliğini hep koruyacaktı.. Bunu bilmek ne acı.
Mutlu olacağım tek bir sebep varken; mutsuz olmam için ne çok sebebim var..
Hissedebildiğimden daha fazlası değil. Sadece şu anı yaşamak için bile yaşıyor olmak istemem. Herşey bir rüyadan ibaretse bile bu korkunç bir kabus olmalı. Rüyalarımda ölürsem hissetmem ve belki uyanamam umudu ile uyuyorum çoğu zaman. Hayatta beni tek heyecanlandıracak tek şeyin ölümüm olacağını doktoruma söylemeyin lütfen.
Şu an yaşadığım hayatın hiç bir önemi ya da değeri yok. Oldukça anlamsız.. Bazen neden başkaları için yaşamalıyım ki diyorum.. Neden onlar üzülmesin diye yaşamaya katlanmak zorunda kalayım ? Öyle yalnız hissediyorum ki.. Yaşamak için hiç bir nedenim yokken hayata karşı ayakta durmaya çalışıyorum. Bu gerçekten çok anlamsız.. Rüzgara karşı ayakta durabilmek benim için öyle zor ki.. Hayallerim bile yalnızca hayat duvarımı süsleyen tablolardan ibaret.. Kimi zaman bakıp bakıp iç çekiyor sonrasında yalnızlığıma kılıf biçmeye devam ediyorum..
Yalnızlığımı oldum olası sevemedim. Oturup yalnızlığıma karşı bir demli çay içemedim. Yalnızlık eskisi kadar korkutucu, ürkütücü olmaktan uzak ve şimdi tek hissettirdiği isteksizlik.. Yoğun bir isteksizlik kıvamıyla yoğruluyor ve uykulardan uykulara sevk ediliyorum kimi zaman.. Yalnızlık yoruyor ve öylesine çekilmez ki..
Rüyalar görüyorum.. Kimileri var ki çok gerçekçiler..
Merak ediyorum bir araba ile denize uçmanın heyecanını ve korkusunu..
Merak ediyorum bir arabanın içinde kaza sonucu taklalar atmayı..
Yaşama sevincim, hayallerim, umutlarım..
Seninle vücut buldu aşkım.
Birden bire yağdı yağmur, birden bire durdu..
Elin elime bir anlık değdi, gülüşün hala gözlerimde..
Küçücük dünyam ve şu koca ruhum senin kalbine yerleşti..
Sırılsıklamdı sokaklar bir sonbahar günü..
Elektirik yüklüydü bedenlerimiz..
Çarpışınca ellerimiz aşk; bizde hayat buldu.
Sen yanımdaydın ve ben kendimi hiç olmadığım kadar iyi hissediyordum. Oysa diğer günlerde her şey dibe çöküyor.. Olduğu yerden doğrulamıyor ruhum ve yapışıp kalıyor yatağa.. En çok vakit geçirdiğim yer burası ve oldukça uzun zaman oldu.. Çok yorgunum.
Venüs
Yönettiği burç : Boğa,Terazi
Güçlü olduğu burç : Balık
Zararlı olduğu burç : Koç, Akrep
Güçsüz olduğu burç : Başak
Venüs, kişilerin sevinçlerini,beğendiği lüks şeyleri,sosyal yaşamlarını ve sanat yeteneklerini yönetir.Aynı zamanda huzuru,güzelliği,tembelliği ve bohem alışkanlıkları simgeler.Venüs çok güçlü bir konumda ise fazla zevke düşkün,yüzeysel ve basit düşünen bir kişiliği gösterir.İnsanların en güzel ve ince duygularını yönetir.
Cinsel ilişkilerde büyük bir mutluluk verir.Çiftleşme oyununda tamamlayıcı öğeler olan giysi,şarkılar ve çekici davranışları yönetir.Venüs istek demektir.Hertürlü zorbalığı terbiyesizliği
Ve onur kırıcı etkileri uzaklaştırır. Güzel sanatların esin kaynağıdır. Ortaklığı, cömertliği, tatlılığı, hoşluğu, iyi huyu ve dengeyi simgeler. İlişkilerde uyum sağlamak, denge kurmak isteğini de yönetir.
10 tane tanı kriteri olan hastalık. eğer bu tanı kriterleri arasında ilk ikisi şart olmak üzere kalan 8 tanesinden en az dördü size uyuyorsa major depresyon tanısı alırsınız. kriterlerse şöyle;
1-kendini mutsuz ve çökkün hissetme. (şart)
2-yaşamdan zevk alamama. (şart)
3- cinsel isteksizlik, libido kaybı. (bazı durumlarda cinsel istek artışı)
4-yeme alışkanlığında değişim. eskisinden daha az veya daha fazla yeme, kiloda azalış veya artış.
5-uyuma alışkanlığında değişim. eskisinden daha az veya daha fazla uyuma.
6-bedensel hareketlerde azalma veya artma. (uzanmayı tercih etme veya istemsiz hareketler-bacak sallama gibi)
7-halsizlik, yorgunluk hissi.
8-kendini değersiz hissetme, küçük görme, kendini beğenmeme, suçlu ya da günahkar hissetme.
9- konsantrasyon eksikliği ya da kararsızlık hali, iş/ders başarısında azalma
10-tekrarlayan ölüm düşünceleri, intihar planları veya eylemlerinin varlığı.
(bkz: bir daha hiç mutlu olamayacakmış gibi hissetmek)
Büyük hayallere sahip olmaya sebep olabilecek büyük hayal kırıklıklarını geçmişinde saklayan, içindeki yaraya rağmen yaşamaya devam eden, ama içinde kopan fırtınaya, yangına rağmen bir şekilde yenik düşmüş ve umutsuzluğa kapılmış insanın, kapanan tüm kapıları açmak için çaba sarfetmemesidir. yani kendisine acımasız davranan hayata durağanlıkla karşılık vermek, hatta bunu yok saymak, boş vermektir. durduk yerde olmaz, birikmiş bir yaşam başarısızlığı, asla alınmamış bir sevgi, ve duvarları tırmanılamayacak kadar yüksek bir engel genellikle buna sebep olur.


Sevmek öğrenilen bir şeydir, sevgi görmeyen insanlar sevemezler.
Senin hiç bir şey yapman gerekmez.. Bazı şeyler kendiliğinden oluverir.. Bazen kin tutmak bile bir başarıdır.. Azimli ve katı yürekli kesilmek gerekir.. Sabır önemlidir. Çünkü kin zamana yayılması gereken bir lekedir.. Tuz ruhu gibi olmasa da lekeleri pudralayıp üstünü örten ve bu giz hiç çözülmeyecekmiş gibi hissettiren bir ruha sahibim.. Kin tutma becerisine sahip olamayan ben; hayatımı ruhumun kırılan parçalarını onarmaya çalışarak sürdürüyorum.. Kimse kolay olacak demedi.. Yaşıyoruz işte.. Hayat..
Bir yerlerde bir şeyler olmalı.. Ruhumu sarsacak kadar etkili..
Bir melankoli esintisi içinde gökyüzünde süzülen bulut olduğumu düşünsene..
Aslında o kadar da fantastik değil işte.. Sebepsiz bir melankoli hayatımın böyle günleri.. Olduğu gibi dökülmez ki kelimeler gibi duygularda bazen.. Bazı zaman ki içimi kavurur kaldığı ve çıkamadığı için yüreğimden.. Midemi yakar kimi zaman bu tür hisler.. Aşinayım bu ruh haline.. Buhranlarımın tadı hoş oluyor..
Ne hissettiğimi biliyor musun ?
Ben bile emin değilim oysa ki..
Harmanlanmış onca duygunun arasında uyku yansıyor gözlerimden.. Kendime karışmışçasına uzaklaşıyorum olabildiğince.. Renklerin git gide kararmasını andırıyor ruhumun dalga dalga süzülüş biçimi.. Hangi halkanın hangi zinciriydim ve nasıl saçıldım dört bir yana binlerce parça halinde.. Kuru dallar gibi çatırdayan ruhumu özgür kılacak bir düş gerek..
Bir yolculuk belki..Şimdiye dek gerçekleşmemiş bir yolculuk..
Öyle bir yol gerek ki bana; adını bile bilmediğim, dilimin bile dönmediği dillere sahip.. Öyle bir yol ki; yolun günleri tükettiği, güneşe sırt çevirmiş, gecenin karanlığına tutsak kalmış bir yere varmalı.. Bir orman içinde kuru dalların gizlediği, kimsesiz ve kaçtığım kendimden başka çıkış yolu bulamadığım bir ev olmalı o yolun karşıma çıkardığı.. Deliliği tatmalıyım ruhumu kanırtırcasına, dibine kadar.. O zaman ruhum esaretinden kurtulabilir ancak.. Kapalı kaldığı ve sıkıştığı bedenimden kurtulabilme sürecim için; işte tek yol bu düş..